Şeyhmus Çakırtaş yazdı…

Bizim buralarda Teyêr, Tihok, Tawi  ya da Dardağan denilen bir ağaç çeşidi var    . Daha çok kıyıda, köşede, gözden ırak yerlerde tek başına yeşeren ve zamana inat gökyüzüne doğru büyüyen bir meyve ağacıdır. Meyve ağacı dedimse, mevsiminde sofralarımızı süsleyen bir meyve çeşidi değil. Daha çok dağlarda, kurak tepelerde ve kıraç arazilerde yetişen ve küçücük bir meyveye sahip bir ağaç.

Binlerce yıldır varlığı bilindiği halde, hakkındaki bilgi oldukça sınırlıdır. Çünkü, dardağan ağacı unutulmuş, kıyıda köşede kalmış bir ağaçtır. Günümüz koşullarına göre ekonomik değeri olmamasından kaynaklı üzerinde pek durulmamış, araştırma, geliştirme projelerine konu olmamıştır.  Gölgesinden dolayı bazı yörelerde bekçi ya da çoban ağacı adı da verilmiştir. Çobanlar sürüleriyle ağacın altına sığınır,  tarlada bekçilik yapanlar ise gün boyu gölgesine durur ve bu nedenle de ağaç bu isimlerle de anılır.

Hani denilir ya; “Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser.”

Aynen ifade edildiği gibi, Teyêr ağacının ne gölgesi, ne meyvesi, ne de kendisi önemli ölçüde para ediyor. Para etmediği için de unutulmayı, kapitalist çarkın dişleri arasında yok olmayı hak ediyor!!!(?).

Bu açıdan Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser sözü, dardağan ağacına o kadar uyuyor ki, başka anlatıma da gerek kalmıyor.

Tihok ağacı susuz yetişen bir meyve ağacı. Kökleri toprağın çok derinine iniyor ve yerin altındaki suyu bulup, dallarına ulaştırıyor.IMG_20210411_173533.jpg

Kayaların arasında, sert zeminlerde bile yeşerip, kendine taşın içinde yer açabiliyor. Köklerini kayaları delerek, toprağa ulaştırarak varlığını sürdürebiliyor.  Alabildiğince dayanıklı olan ağaç aynı zamanda bir kıtlık ağacı olarak da biliniyor. En önemli özelliği de bu zaten. İnsanlar için, hayvanlar için bir nevi katık olmuş, karınlarını doyurmuş kıtlık dönemlerinde.

 

Dardağan hakkında söylenenler, hakkındaki efsaneler kısmen de olsa günümüze kadar gelebilmiş. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan bazı eski eşyalar arasında nazardan korunmak için dardağan ağacından yapılmış  kolyelere rastlanılması ve bu kolyelerin M.Ö 4 bin yıllarına tarihlenmesi ağacın o tarihte bilindiğini ortaya koyuyor.. Bu kazılar gösteriyorki, 6 bin yıl önce Teyêr Ağacı Mezopotamya’da yaygın ve kutsiyeti olan bir ağaçmış. Meyvesinden, gövdesinden, kerestesinden ve dallarından yararlanılarak, tılsım niyetine kolyeler yapılmış.IMG_20210105_134226.jpg

 

Ve ilginçtir, bütün inanç ve kültürler dardağan ağacını kutsal kabul etmiş, kesimini yasaklamış.

O gün, bu gündür dardağan ağacı, kendini  asırlar boyu var edebiliyor,  yaşamını inatla sürdürüyor. Ne su istiyor, ne bakım. Kendi mecrasında, kendine has ve dayanıklı olarak yeşeriyor, meyve veriyor, sessiz sedasız zamana inat yaşıyor.

Kesilmediği, yakılmadığı müddetçe hem gökyüzüne, hem de enine büyüyor. Yapraklarını kış yaklaşırken döken ve küçücük, mercimekten biraz büyük, nohuttan küçük bir meyve vererek, başta kuşları ve insanları kendine çekiyor.

Toros, Zağros sıra dağlarının çevresinde yetişen ve hemen hemen bütün Mezopotamya’da tek tek de olsa halen görülen ve bilinen  ağacın yetiştiriciliği pek yapılmasa da doğal alanlarda kendi kendine yeşererek, soyunu sürdürüyor. Sonbaharda olgunlaşan küçücük meyvesi eskiden beri yoksullar için bir katık olmuş. Toplanan meyvesinin kaynatılarak pekmez yapıldığı da halk arasında biliniyor.

“Meyvesi ilk çıktığında yeşil renkli buruk bir tada sahipken, olgunlaştıkça tatlanıyor  ve rengi açık kahveye, kısmen de sarıya dönüyor.

Bazı teorilere göre bu bitki yüzlerce yıl önce insanlar tarafından yetiştirildi. Kıtlık zamanlarında hem insanlar hem de hayvanlar için oldukça değerli besin malzemelerine sahip olduğu için insan ve bazı kuş soyunun devamını sağladı.

Kurak alanlarda yetişmesi, kurtlanmaya, böceklenmeye karşı çok dayanıklı olması da dikkat çeken özelliklerindendir. Erozyon ile mücadelede ve doğal yaşam alanlarında bir çok hayvanın özellikle sonbahar ve kış aylarında beslenmeleri için büyük öneme sahiptir.

Dardağan Meyvesi çok küçük olduğu için  toplanması oldukça zordur. Yaprakları kışa doğru sertleştiği için dikenimsi bir hal alarak,  toplanması daha bir zahmetli hale geliyor. İlginç olan ise, meyvesi toplanmadığı müddetçe kış boyunca ağaçta bozulmadan kalabiliyor.IMG_20201222_114711.jpg

Mezopotamya’nın unutulmuş, eski yerleşim yerlerinde görülen, ama ortalama her iklime ayak uyduran bir ağaç olmasına rağmen, ekimi hemen hemen hiç yoktur. Kendi kendine yetişen, kuşlar sayesinde tohumu dağılan bir ağaç çeşididir.

Çocukluğumdan beri bildiğim  ve kısmi araştırmalarıma göre de bu ağaç bilinenden çok daha uzun süre yaşıyor ve suya ihtiyaç duymuyor. Su ihtiyacını kendi kendine çözüyor. 500 yıl yaşadığından bahsediliyor.

Sayısı giderek azalan Teyêr Ağacı  Mezopotamya genelinde kutsal kabul ediliyor. Ve genelde yüksek tepelerde tek başına varlığını sürdürerek, ziyarete dönüşüyor.IMG_20210105_134448.jpg

Bu nedenle kimse dardağan ağacını kesmez. Çoğu mezarlıkta, susuz tepelerde ve yığma yükseltilerde kendiliğinden yetişir. Çok uzun yaşar, kuruduğunu da gören olmamıştır zaten.

Çok geç yetişir. Açık kahve renkli meyvesi tohumundan sıyrılarak yenilir ve kırıldığında tohumunda bulunan yağı da damağa ayrı bir tat verir. Kendine has  bir tadı ve tatlı bir aroması olan dardağan meyvesi, birazcık harnup ağacının meyvesinin tadını da çağrıştırır. Meyvesi yıl boyunca dalında kalsa bozulmuyor, kurtlanmıyor.IMG_20210411_173533.jpg

Sayıları artık giderek azalan, yok olan Dardağan Ağacı maalesef betonlaşmanın ve ekonomik değeri olmamanın bedelini ağır ödüyor.

Oldukça asaletli bir ağaç türü olmasına rağmen, günümüz dünyasında her şey parayla ölçüldüğü için zamanla dardağan ağacı unutulmuş.

Bunun elbette birkaç nedeni var. Meyvesinin hacimli olmaması oldukça küçük ve toplanması çok zor olması ağacın popularitesini azaltıyor. Ağaç, çok ama çok yavaş büyüyor ve bu nedenle parasal bir değere dönüşmüyor. Hem uzun yaşaması, hem de geç büyümesi ağaç hakkında bilgilerin de az olmasına neden oluyor.  Gövdesi oldukça sert ve dayanıklı,  mobilya için uygun bir kereste çeşidi olsa da, insanlar bunun ekimini yapmıyor, yetişmesi için çaba sarf etmiyor.

 

Dardağan ağacı kendi varlığını sürdürmüş, neden yeşermeye devam etmiş?

Ben kendimi bildim bileli bu ağacın kutsiyeti evimizde konuşulurdu. Ta nenem, dedem anlatırdı bizlere.

“Teyêr Ağacına zarar vermeyin, zarar verirseniz, evinize ateş düşer.” diye sık sık hatırlatırlardı. Nenem derdi ki; “Teyêr kuşların yuvasıdır, yemişi kuşlar için hayati önem taşır. Sakın dallarını kırmayın.” Ve ilginçtir Mezopotamya’da Teyêr Ağacı her kültür, her inanç için kutsiyeti olan bir ağaçtır. Özellikle  yaşlı dardağan ağacının bulunduğu yerlerde ziyaret  olması bir tesadüf olamaz.

Kaldı ki, dardağan ağacını kesmek genelde günah sayılır ve yetiştiği yerde mutlaka bir ziyaret oluşur.

Hatta, bazı köylerde bahar mevsiminde, nisan ayının ortalarında yılda bir kez olmak üzere Çarşamba günü en yaşlı dardağan ağacının bulunduğu yüksek tepede  onlarca kişi buluşarak, etrafında dolaşır, dileklerde bulunur ve bazen ağacın dallarına bezler bağlar. Dualar edilir, yemekler pişirilir. Yemek ise genelde germi yani etli bulgur pilavıdır.

Hakkında yeterince araştırma olmayan, boyuna ve enine büyüyen ağacın küçücük açık kahverengi meyvesi insanı tok tutar.

Bu açıdan Teyêr yani Dardağan Ağacı belki de kıtlık ağacıdır. Hem insanların hayatta kalmasını sağlamış, hem de kuşlar için inanılmaz bir yemiş olmuştur. Dardağan Ağacı çok eskiye dayanan ve geçmişini üzerinde taşıyan bir ağaç olmasının yanında, ilk günde nasıl bir meyve vermişse, hala aynı tatta meyvesini veriyor. Hirbitleme, geliştirme olmadığı için de asırlardır aynı şekilde varlığını sürdürür.

Belki de gen yapısına müdahale edilmeyen tek ağaçtır. Çünkü ağaç öylesine yavaş büyür ki, asırlar sürer ve insanoğlu yavaşlığına akıl sır erdiremez, sonucu görme sabrı gösteremez.

 

Meyvesi, yaprağı birçok hastalığa iyi gelir diye anlatılır. Birçok attarda hem meyvesini, hem de yaprağını bulmak mümkün. Kerestesi ise müthiş dayanıklıdır. Yıllarca dayanır ve kurtlanma göstermeyen nadir ağaçlardan biridir. Halen birçok il ve ilçelerde çocukları nazardan korumak için dardağan dallarından küçük parçalar şekillenerek, elbisesine, omuzuna ya da külahına takılır.

IMG-20210411-WA0056.jpg
Fotoğraf: Hüseyin Turan

Yani dardağan 6 bin yıldır sessiz, sedasız aramızda yaşayarak, kendini var ediyor, meyvesiyle bizi açlıktan ve hastalıktan koruyor. Ama biz onun çok farkında değiliz. Hatta yok olması için son sürat çalışıyoruz…

Her şeyi tükettiğimiz, çürüttüğümüz gibi Dardağan Ağacının dünyadan silmeye çalışıyoruz.

Oysa her gün Dardağana ihtiyacımız var…

 

Önceki makale”Hayat; doğru cevapları olmayan bir sınavdır”
Sonraki makaleKürdün Gelini
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır.