Şeyhmus Çakırtaş yazdı.

Bizim buralarda kahvehane ya da kıraathane olarak bilinen uğrak yerleri sabah erkenden, daha gün doğmadan kapılarını müşterilerine açar. Demlikler ateşe alınır, kışsa soba yakılır, yazsa ortalık serinlesin diye bol suyla yıkanır. Kürsü denilen tabureler duvar diplerine dizilirken, küçük ahşap masalar belli aralıkla yerlerini alır. İnsan yüreğine dokunan müzik ortamın ıssızlığında yankılanarak mekanın geneline yayılır ve ağıtı andıran parçalar ard arda çalmaya başlar. Kimi zaman bir dengbejin yanık sesi dillere pelesenk olurken, kimi zaman da bir ozan türküleri yüreklere dokunur.037 (2).JPG

Bu mekanların sabit müşterileri yanı sıra her kesimden insanın da uğradığı yerlerin başında gelir. Uğrak yeri diyorum çünkü ne kahvehane, ne kıraathane, ne de çayhane kavramı buraları ifade etmeye yetmez. Özellikle ev ortamından sıkılan yaşlılar, işe giden işçiler, işsizler, yolcular, yoksul ve yoksunlar, evsizler, şair ve yazarlar, ressamlar erkenden buralara akın eder, bir süre  oturur, bütçelerine göre sıcak çaylarını yudumlar, kahve içer ve nihayetinde sıcak ekmek, simit, bulabilirse biraz peynir ve çayla kahvaltı yapar. Gidecek yerleri, işleri olmayanlar çakılı kalır ve gün boyu bir köşede zaman öldürür. Gece yarısı kahvehaneler kapanınca evsizler sokak aralarında büyük bir hüzünle kaybolurlar. Kimisi şiirlerini burada yazar, kimisi iç dünyasına gömülerek, hayaller kurar, sürekli konuşanlar, durmadan sigara içenler velhasıl her çeşit insan iç içe, sırt sırta günü geçirir…259 - Kopya.JPG

Ben kahve ile erken yaşlarda tanıştım. Evimizde televizyon olmadığı için genellikle kendimden yaşça büyük insanların arasında haber dinlemek, maç izlemek için kahveye giderdim. Evimizden bir kaç adım uzakta olduğu için ailem,  kahveye gitmem konusunda kaygı duymazdı. Müşterilerinin çoğu tanıdık olduğu için bir rahatlık vardı.

İlginçtir, kahvehanelerin çoğu sokak aralarında, oldukça köhne, derme çatma  ve bakımsız eski salaş yapılardır.  Genellikle mekanın adının yazıldığı tabela yazıları solmuş,  silinmiş, eskimiş haldedir. Dökülen sıvalar, çürümeye yüz tutan çerçeveler ve bütün bunları kapatmak için kireçle beyaza boyanan iç ve dış duvarlar mekanı tamamlar.284.JPG

Bu mekanların hayatımıza ne zaman girdiği, nasıl bir seyir izlediği konusunda değişik görüşler ve araştırmalar olsa da, bu tür toplumsal mekanların binlerce yıllık bir geçmişi olduğu kesin. Toplu yaşamın yani ilk kentlerin ortaya çıktığı 4-5 bin yıl öncesine dayanan bu kültürün zaman içinde değişimlere, koşul ve gelişmelere ayak uydurarak günümüze kadar ulaştığını söylemek mümkündür. Kentle hayatımıza giren, zamanla  hafif içkilerin, kahve, çay ve meşrubatın yaygınlaşmasıyla  sayıları artan, süreç içinde toplumsal mekanlara dönüşen yapılar olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.218.JPG

Kahvehane sadece kahve ve çay servis edilen bir yer olmaktan öte aynı zamanda ticari birer mekan, siyasallaşmış kalabalıkların bir araya geldiği ortam ve edebi metinlerin yazıldığı, söylendiği, okunduğu sığınaklar olmuştur. Tarih boyunca da bu özelliğini korumuş, toplumsal dinamikleri ağırlamıştır. Bu nedenle zaman zaman siyasal otoritelerin hışmına uğramış, yasak kapsamına alınmıştır.

Özellikle kahvenin keşfinden sonra İslam Toplumunda yaygınlaşan kahve kültürü beraberinde insanların bir araya geldiği yeni mekanlar ortaya çıkarması kaygıya neden olmuştur. Daha önceleri cami ev arasında mekik dokuyan ve olayları sorgulamaktan uzak yaşayan insanlar için bu yeni mekanları sosyalleşme aracına dönüştürecek, hızlıca özellikle cami yakınlarında kahvehaneler belirecek ve ilk yasak kendini gösterecektir.IMG_4328.JPG

İlk defa Mekke’de Memlük Valisi Hayır Bey tarafından 1511’de kahve içimi yasaklanır. İnsanların köşe başlarında bir araya gelmeleri, kahve içmeleri dine uygun görülmez ve yasak kapsamına alınarak, kahve ve insanların toplandığı yerler kapatılır. Habeşistan’da keşf edilen, Mısır ve Arabistan’dan dünyaya yayılan kahve önceki bütün içecekleri sollayarak, kısa sürede dünya genelinde yaygınlaşır ve her ülkede kahvehanelerin açılmasına neden olur. Bu yeni içeceği milyonlar sevecek, beraberinde meyhanelerden daha etkili sosyal mekanlar ortaya çıkacaktır. Bu nedenle kahvenin yükselişi sürer. Özellikle Osmanlı Toplumunda çok taraftar toplar ve ilk kahve satan dükkanlar 1550 yıllarında İstanbul Tahtakale’de açılır. Osmanlı Toplumu her ne kadar kapalı ve muhafazakar bir toplum ise de meyhane ve bozahaneler önceden kısmen de olsa mevcut olduğu için Kahvehane de  kısa sürede yaygınlaşır. Özellikle insan trafiğinin bulunduğu semtlerde kahvehaneler ard arda açılır,  insanları kendine çekmeye başlar. Gündüz hareketli olan yaşam böylelikle geceye yansır ve bir çok kesim iç içe geçerek görüş alışverişinde bulunma ortamı yakalar. Kısa sürede kahvehaneler belli başlı semtlerde, meslek gruplarında, işçi iskelelerinde görülmeye ve yaygınlaşmaya başlar, toplumun iç içe geçmesine neden olur.292.JPG

Kahvehanelerdeki bu iç içe geçmeler, yapılan sohbetler ve yaşanan muhalif kalkışmalar devlet katında endişeye neden olur, dini hassasiyetler göz önüne alınarak  ilk yasaklar gelmeye başlar. Önce Kanuni, sonra III.Murat kahve içimini yasaklar, kahvehaneleri kapatır. Ancak buna rağmen kahve içilmeye devam edilir, kahvehaneler yer altına, gözden ırak semtlere taşınır.Zamanla yasakların işe yaramadığı görülür ve kahvehaneler fiili olarak serbest kalır.

O gün bu gün bu uğrak yerleri insanlarla dolup taşar. Özellikle son yıllarda işsizlerin yoğun rağbet ettiği kahvehaneler giderek şekil ve mekan değiştirip, cafelere dönüşse de bizim buralarda halen her köşe başında bir kahvehane bulmak mümkündür.

Van’da, Bitlis’te, Erzurum’da soğuk iklimin etkisiyle günün büyük kısmında sürekli sıcak çay servisi yapan, Mardin, Diyarbakır ve Urfa’da açık alanlara taşınan kahvehaneler göze çarpar. Siverek’te ise kahvehaneler birer ticaret merkezine dönmüştür. Günün büyük kısmında açık olan meydan kahveleri yüzlerce canlı hayvan tüccarına ev sahipliği yapar.  Bir bütün olarak toplumsal yapıyı yansıtan, siyasetin nabzının attığı ve çoğu muhalif hareketin örgütlendiği yerler olarak karşımıza çıkar. Bir nevi halkın mektebi, informal eğitim alanıdır. Gelişmeler, siyasal hareketler buradan ülke geneline yayılır, hükümetleri zorlayan halk hareketlerine bile dönüşme potansiyeline sahiptir.295.JPG

Bir çok sosyolog, toplum bilimci araştırmalarının merkezine kahvehaneleri alır, bu erkek dünyasında olup bitenleri gözlemleyerek toplumsal çözümlemelere gider. Kahvehanelerin genel olarak müşterileri erkektir. Kadınların da rahatlıkla gidip, oturduğu mekanlar olsa da, kahvehaneler erkek dünyasını yansıtır…

 

Kaynaklar:

İslam Ansiklopedisi

Wikipedia

Tarihakedemisi…

 

 

 

Önceki makaleYAĞMURUN GİZLEDİĞİ YÜZ
Sonraki makaleSessizliğin Rengi
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas