Servet Üstün Akbaba yazdı.

Doğa’nın kalp atışlarını hissetmek için yürüyorum. Tepelerin uçlarında ışıl ışıl parıldayan güneş, vadinin içine kadar nefesini tutmadan sokuluyor. Ağaçların ten kokuları buğu gibi sessizce yükseliyor, yayılıyor dalga dalga. Rüzgar ellerinde taşıdığı kokulardan ” şarhoş” naralar atarak, taşlara, kuşlara, dağa, ovaya, maviye….çarparak dağılıyor.
Ölüm yaşam iç içe ;likenlerin ve yosunların kefen gibi sessizce sardığı ağaçlar, son iç çekişleriyle doğaya son cümlelerini aktarıyorlar, ayrılık vakti. Ölüm Doğa’nın son hükmü; kesin ve net kararı. Ölüm var olanın içine geçtiğinde biçim, dil, estetik yaratıyor. Ölüm varlığa bir duruş ve biçim kazandırma hali hep hüzünlü ve kederlidir. Çürüme, dağılma, ufalma ve bozulma halleri evrenin içinde ayrı var olanlarla enerji alanları yaratıyor.
Kuş sesleri kokuyor gelinciğin ışıktaki rengi. Birazdan duymak istediğim ” Arap Bülbülü” kuşunun sesinin geldiği yere varıyorum. Tepesinde öttüğü ağaçların yanına kadar sokuluyorum. Küçücük, siyah başlı, gri gagalı, sarı ve siyah pigmentli kuyruğuyla insan ruhunu boşluğa üflüyor ;pürüzsüz sesiyle insanı çekim alanı içine alıyor. Sesi sihir gibi ruhuma dokunuyor, toprağın tenine uzanıyorum, yerçekimini ortadan kaldıran bir sihir yapıyor. ” Doğa’nın sihiri bu seste olmalı” diyorum. Her şeyi içinde saklayan sihir; biçim doğadan kopup dağıldığımız ve unuttuğumuz. Bedenin bilincidir doğa ;kendini unutan ” tin’in ”, doğuş, kavrayış ve giz dünyasıyla bir türlü yüzleşmesidir. Kalbinden uzakta yaşayanlar, yaşadığı an’a ve var’olanlara kördür. Günümüz insanı artık ” kör”dür doğasına.
Mavi kelebek konuyor kan çiçeğine.. Buğday başaklarının gölgesinde, zeytin ağaçlarına gülümsüyor gelincik.

Atın çiçeği dut ağacına güneşi anlatıyor, Kaplumbağa küçücük gövdesiyle sevişiyor ağaçların serinliğinde, güneşi içine çeke çeke ayine duruyor.
Ah! O kırmızı dutlar bir an’ıyı içimde yeniden biçimliyor.
Beyaz bulut geçiyor dağların kirpik uçlarından, kehribar bir tespih gibi ışıldıyor kırkayak .Deli bahar yüreğimi okşuyor ılık nefesiyle.
Yürüyorum seslerin ucuna kadar….