Sultan Çelik Aygün yazdı.

Henüz kış soğukları bitmeden ilkbahara yeni girilmişti. Martın ilk haftası idi. Sanki görünmez bir bomba düşmüştü her yere. Bin bir çocuklu yerde kimseler kalmamıştı. Bin bir çocuk bir daha ne zaman görüşebileceklerini bilemiyorlardı. Zaman geçtikçe tek hayallerinin kavuşmak olduğunu düşünmeye başladılar. Onların kavuşabilecekleri yer okullardı.

Çocuklar arkadaşlarını ve okullarını özler de okullar onları özlemez mi?
Çocuklar ona gelemeyince onun ağladığını duyanlar olmuş. Bahçesindeki ağaçlar ve kuşlar da onu teselli edememiş. Merdivenlerinde kollarını arkadaşlarının omuzuna atarak yürüyenleri hatırlamış. Bahçesinde doya doya oynayanları, hatta avazı çıktığı kadar bağıran çocukları da özlemiş.Etrafındaki ağaçlarla dertleşmiş. Onları biz de çok özledik demişler. Gölgem bomboş demiş akasya ağacı. Bahçe girişindeki zakkum ağacı her gün onları ben karşılardım demiş. Onları görünce renklerim daha da güzelleşirdi. Güller de çok beklemiş. Güllerimiz açınca gelir diye umut etmişler. Güller de açmış ama bir türlü çocuklar ikinci evlerine hala gelememişler.

Çam ağaçları boyumuzu çok uzatmalıyız,belki de bizi uzaktan da olsun görebilsinler, diye. Dolaplardaki kitaplar da sıkılmışlar. Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık ,beni okuyanlar hayallerinden vazgeçmeyecekler okullarına kavuşmak için. Her tarafa düşen bu sessiz bombanının etkisini bilime inanarak yok edecekler. Küçük Prens kitabı beni okuyanlar sürekli bir şeyler keşfetmek için çaba gösterecekler. Covid-19 için dünyada yapılan aşı çalaşmalarını dikkatle takip edecekler. Oz Büyücüsü kitabı ise isteklerine ulaşmak için büyüye ve başkalarına değil kendilerine inanacaklarını bilirler beni okuyanlar.
Diğer kitaplar da dile gelmiş.

Peter Pan, Bambi,…

Sohbetten sonra umut dolmuş yürekleri.

Bahçedeki ağaçlardan en çok iğde ağacı umutluymuş. Meyvelerim olduğunda gelecek çocuklar demiş. Tüm gücüyle zorluyormuş meyvelerini olgunlaştırmak için. Çam ağaçları onlar geldiğinde kozalaklarımı yere bırakacağım demiş. Kozalaklarımı hangi renklere boyacaklar diye hayal etmiş. İçinden bir ses maviye demiş. Çünkü mavi umudun rengidir, demiş içindeki ses. Okulun da yüzü gülmüş.Anlaşılan konuşmak herkese çok iyi gelmiş. Salgın hastalığın biteceği günleri hayal etmişler.

Okullar, çocuk ve gençlerin toplu eğitim, öğretim gördükleri yerlerdir. Salgın döneminde okulların kapalı olmuş olması biliyorum ki herkesi çok etkiledi. Umarım ki okullara, öğretmenlere bakış açısı değişmiş olsun. Aslında mesleğini icra eden tüm emek verenlere saygı duymak.

Emeğin takdir gördüğü günleri görmek bizim elimizde. Kendimize saygımızdan dolayı saygı gösterelim; emeğe, insana, doğaya,..
Ne ekerseniz onu biçersiniz.

 

Önceki makaleGümüş Yüzükler…
Sonraki makaleGazap Üzümleri: Büyük dönüşümün hikayesi
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas