Selmet Güler yazdı.
Sınırın dikenli telleri ve ardındaki Suriye tarafında kalan köyler çıplak göz mesafesindeyiz. Telin arkasında hayvan sürüleri, insan karartıları, sürülmüş tarlalar kiremit rengi, diğerleri anız bozluğunda yazdan kalma hasat izleri taşıyor hala. İki kara yılan gibi Serxet ve Binxet sınırı çizen demiryolu iki tarafa uzunıp gidiyor. Trenyolu berisinde beton direklerin siluetleri nöbete dizili askerler gibi nizam içinde. Beton direkler, direkten çok el ve ayakları açık insana benzetilmiş korkuluk gibiler. Telli beton direkler ile demiryolu arasındaki dar ve uzunca bölge de kalan ve tampon bölge diye adlandırılan mayın tarlasının içinde sağa sola kıvrılmış kuru otla dolu. Buradan kazaran geçen sağ kalması tamamen şanstı o zamanlar. Ard arda köyün içinde yürüyoruz. Köy plansız, evler çöle serpilmiş gibi. Bütün duvarlar kerpiç evlerin. Weha gibi taşsız, deresiz bir yerde başka ne olabilirlerdi. Bütün kapılar gökyüzünden koparılmış gibi maviye boyalı. Pencereler küçük ve mazgal gibi içe doğru derin, tarihten kalma antik bir kalenin resim gibi. Kapı ve pencerelerin etrafları badana beyazı. Köyde kimse yokmuş gibi her taraf sessiz. Gideceğimiz evin beriki avlusunda çalı çırpıdan yapılmış bir süpürge ile avlusunu süpüren bir kadını görmeseydik köyde kimseler yaşamıyor deyip dönerdik belkide.

Beriki evin köşesinin öğle kara gölgesini geçtiğimizde kerpiç duvarın dibinde tekerlekli bir sandalyede öylece duran bir adam. Eteği fırfırlı hilalli gökyüzü renginde olan ergen bir kız tekerlekli sandalyeyi sürüyor. Kızın ayağında cennet yeşili bir terlik, üzerinde ona dar gelen pembe ciyaki bir mont, montun altında boğazın her bir yanı bir tarafa çekilmiş kül rengi boğazlı bir kazak. Adamın durgun, bakışlar korkulu.

Kendimce tasarladığım öyküsel fotoğrafı çektikten sonra birde belge fotoğraf çekmeliyim demiştim. Kesik bacak, dizden aşağısı sahi bir bacak gibi dimdik duran protez ayak ve onlara tezetlik ve kontrastlık yapan sağlam bacak, kızın renkli elbiseleri ve anneyi bir kare de toplayıp toprak rengi kerpiç evin üzerine toplamalıydım. Fotoğraftan sonra ev hanımının elinde bir tepsi, tepsinin üzerinde öğle güneşinde ışıldayan cam bardaklar.

Önceki makaleSiyah beyaz gülüşler…
Sonraki makaleBayram zamanları
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas