Hasan Kaya yazdı…

Vakit gecenin yarısını geçiyordu. Yağmur tüm şiddeti ile yağıyordu. Toprak kokusu her yerde hissediliyordu. Yapraklardan damlayan damlacıklar bile yağmura eşlik ediyordu. Uzun adam telleri kopmuş şemsiyeden bir hâyır gelmeyeceğini anlayınca onu bir kenara bırakıp montunu giyip fermuarı boğaza kadar çekip sevdaya dalarcasına sokağa daldı.

Bir umut dedi içindeki ses belki pencerededir belki yolunu gözlüyor belki de köşe başında onu bekliyordur mavi kadın dedi içindeki ses. Hızlı hızlı adımlarla sokağa fırlayıp menziline odaklanıp hedefe kararlı adımlarla yürüdü. Yağan yağmurun şiddeti arttıkça onunda adımları hızlanıyordu. Sokakta yağmurdan kaçan insanlara, kedilere ve köpeklere aldırış etmeden doğruca mavi kadının bulunduğu caddeye yöneldi. Karşı taraftan gelen arabaların yağmuru dinlemeden su birikintilerini darmadağın eden dalışlarına nispet edercesine yüreğindeki kadına doğru gidiyordu. Elleri cebinde sağ ayakkabısının delik olduğundan habersiz yürüdü bir süre.

Pencerede görünen ışık onun yüreğini ısıttı. Baktı baktı tekrar baktı. Evet bu o idi. Yüreğini dağlayan, sevda türküleri söyleten mavi kadın ruh ikizi onu bekliyormuş gibi sanki anlaşmışlarcasına o saatte onu bekliyordu. Yağmur şiddetini artırınca duyguların şiddeti bir kat daha arttı. Ve mavi kadın ışığı yakıp söndürdü yüreğindeki uzun adama. Mavi kadının bu hareketine uzun adam önceden sardığı kaçak tütün sigarasını eskiden muhtar çakmağı dedikleri çakmakla sigarasını yakarak cevap verdi. Uzun adam ve mavi kadın anlaşılmanın ve fark edilmenin derin rahatlığını yüreklerinde hissederek ve bir daha birbirlerine ait olmanın verdiği huzuru yüreklerinin en tenha yerine hapserek geri çekildiler. Uzun adam yarım saatte geldiği yolu mavi kadını görmenin heyecanı ile ancak bir buçuk saatte geri dönebildi. Her adımı geri dönüp bakmakla geçti. Kalbindeki mavi ışık onu o olmanın ötesine taşıyordu. Mavi kadın yatağına uzanmış uzun adamın heybetli yürüyüşünü adeta kalbinde hissediyordu. Ve mavi kadının hissettiğini uzun adam kendisine yanan mavi ışıktan kalbindeki derinlikten iliklerine kadar yaşıyordu.

Mutluluğu, aşkı, sevdayı korkulu korkusuz yürekler ancak yaşayabilir Bu kavramların yasak olduğu bu topraklarda. Bir serzeniştir, meydan okumadır, diklenmeden dik durabilmektir bu toprakların yazılı olmayan çirkin kanunlarına uzun adam ile mavi kadının duruşu.

Değişimin, dönüşümün genel olmayan özel başkaldırılarıdır. aslında gönüllerde yaşayan bu hikaye. Aslolan değişimi dönüşümü yüreğinde yaşayan bütün sevdaların yaşandığı bu topraklarda yazılı olmayan kanunlara, törelere, gelenek ve göreneklere kafa tutabilmek ve baş kaldırabilmektir.

Eve kendini attığında sırılsıklam aşık olan uzun adamın elbisesi ve bedeni de tıpkı yüreği gibi sırılsıklam olmuştu. Üstünü değiştirip  kurulandıktan sonra gazyağı ile yanan lambayı yanına alarak aydınlattığı odasına çekilip yatağına uzanınca mavi kadınını hayal etti mavi kadının onu hayal ettiği gibi. Ellerini uzatıp dokunmak istiyordu rüyalarını süsleyen, hayatına şekil veren ve onu tüm benliğinde alıp götüren mavi kadına. Duygular karşılıklı atan kalpler ile bir atarken uzun adam yediği o yağmurun etkisiyle yatağında hayallerinde yaşattığı mavi kadını  kalbinde , yüreğinde benliğinde, ruhunda düşle yererek göz kapaklarının inişine engel olmadan uyuya kaldı yarınlara olan umudunu kaybetmeden….

DÜNYAYI KALBİNDE AŞK, SEVDA, SEVGİ, MERHAMET OLANLAR KAZANACAK…..

 

Önceki makaleİşçiler ve Pandemi
Sonraki makaleMavi Vurgun-7
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas