Hasan Kaya yazdı.

Yalnızlık yüreği sevda ateşi ile yanıp tutuşanların en büyük ve yegane sırrıdır dedi adam MAVİ KADIN’ın kulağına eğilerek.Kadın,adamın gözlerinin içine baktı ve fısıldayarak iki kişilik dünyada yalnızlığın olamayacağını ifade etti.Adam hak verircesine başını öne ve arkaya doğru sallayarak onayladı yüreğindekinin bu haklı sözüne.

Adam, yüreğindeki  sırrı mezara değil mahşere kadar taşımanın heyecanını yüreğindeki kadını görünce ifade etme ihtiyacı hissetti. Kadın bu sırrı taşımanın bir görev olduğunu hissettirircesine baktı kalbindeki adama. Bu yüzden adam söyleme ihtiyacı hissetmeden, kadın ifade etme gereği duymadan sadece bakıştılar.

Bazen her başlangıcın bir bitişi olacağı kaygısı yürekleri huzursuz etse de bu gerçeği yok saymak psikolojik olarak insanları rahatlattığı unutulmamalıdır. Her ikisi de bu düşüncenin kendilerinde yarattığı  olumsuz havayı hemen dağıtma ihtiyacı hissetti farkında iken farkında olmadan izlenimi vererek. Doğal dengede bile ağaçların yeşillenip peşinden sararıp yaprakların dökülmesi veya her canlının doğar, yaşar ve yok olur mantığını düşünmek bile başlangıcı olan şeyin sonunun da olacağı mantığını öğretiyordu her iki yüreğe.

Adam yüreğindeki fırtınaların içinde yarattığı gel gitleri kontrol etme çabası içindeyken yüreğindeki  MAVİ KADIN’a  yansıtmama düşüncesini aklından çıkarmıyordu. Acaba,bir gün soruları beyninin bir köşesinde yer edinmeye başlamadan kendini kötü hissettiğini anladı. Baktıkça gözlerinin içine, daldıkça en derinine, aradıkça kendini orada koskoca bir okyanus da onu bulmanın bir tesadüf olmadığını düşünüyor ve bu bile onu rahatlatıp mutlu ediyordu.

Adam, kadının ellerini tutup kalbinin üstüne  koyduğunda göz göze geldiler.Bu anda çarpıntının hızı arttıkça sevginin,aşkın,sevdanın nelere baskın geldiğini somutlaştırdılar her ikiside.Onlarca yıldan sonra koskoca okyanus da denk gelmek tesadüf olamazdı.Bu bilinmeyen bir gücün dünyayı güzelleştirmek için onlara verdiği bir  filmin başrol göreviydi.Kadının kalbindeki ritim adamın ritmiyle adeta bir müzik aleti gibi uyumlu atıyordu.O an dünyanın durduğu, sadece kalplerin yarattığı bir ortak coşkunun sesi dışında hiçbir ses duyulmuyordu.İki yaralı yüreğin birbirine derman olduğu anlara şahitlik ediyordu adam ile kadın.

Serin bir gecenin orta yerinde toprak bir damda sırtı uzanıp bulutsuz gökyüzünde yıldızları saymak gibiydi onun ellerini tutmak.Fakat en parlak yıldız hangisi diye bakılacaksa gökyüzüne değil yanındaki MAVİ KADIN’a bakmak tek geçerli yoldu adam için.Adam MAVİ KADIN’a öylesine vurgun,öylesine sevdalı,öylesine hasret,öylesine ona biçare,öylesine düşkün,öylesine bağlı idi ki  onun için ‘’Kendi iç dünyasında yeni bir dünya yarattım’’ diyordu…

Dünyayı sevgi kurtaracak….

 

Resim: Feyzi Çelik