Hasan Kaya yazdı…

Hüzün,  sevinç,  keder ve  yağmurlu bir gecenin toprak kokan sabahında sabahlamış ve adettendir diyerek uyumamış fakat uyanmış gibi yapan  ve sözde uyanan ben. Her attığı adımda hasretinin ve dayanılmaz yokluğunun acısını kaçak sigarasından bir fırt daha çekerek içini param parça eden yine ben. Şimdi  uzaklardan hasret kokan gönüllerin ferman dinlemez isyankarlığında özlemlerini bir nakarat gibi yüreğinde tekrar eden, dokundukça sol yanına derin bir ah çeken,   yaşanılan her  acı, ıstırap, keder, üzüntü, sevinç, mutluluk gibi sayısız kavramın çetrefil tuzaklarında ahu-zar eden ve beynin emirlerini görmeden yüreğinin işgaline uğramış duygularının gölgesinde beni hatırladıkça uzaklardan çok uzaklarda  nemli gözlerle izleyen sen. Kalplerdeki gaye  feraha ulaşmaksa eyer  ölüm gelmeden dur hele tut ellerimi ölürüm senin yerine diyen ben.Gönüldaşlığın ete kemiğe bürünmeden maneviyatta sevda diye isimlendirildiği iki vücudun tek vücut olma arzusunun iki gönülde, iki kalpte, iki yürekte, iki beyinde hayat bulduğu, yaşanmış bir mavi vurgun hikayesinin  vücut bulmuş tek somut delilidir bu hikaye.  Özlemi ve hasretinin rengi mavi olanların duygularının tercümesidir aslında.

Hiçbir yorgunluk emaresi göstermeden dolu dizgin yoluna devam eden uzun adamın gözlerine doksan derecelik açıyla giren güneş ışınlarının rahatsız eden  etkisiyle ancak arka koltukta huzur veren “iyi misin” sesini duyabildi. Yol boyunca dikilen fidanları tek tek sayarak ilerliyordu. Varacağı yer uzak değildi. Bu yüzden arka koltukta kalp atışlarını hissettiği mavi kadının  yüreğim dediğinin  dikiz aynasındaki bakışlarını izlemenin zevkini çıkarmaya başladı. Çekip kenara ıssız ve kimselerin olmadığı bir arazide ellerini ellerine alıp sıcaklığını kalbinden yayılan kadınının avuç içine yüzünü koyup gözlerini kapatarak hayallere daldı. Öyle daldı ki hayallere yüzüne damlayan mavi kadının gözyaşı ile uyandı. Sevgi kokan bu gözyaşına dokunmadan teninde  sonsuza dek kalmasını istiyordu. Öylece daldı ela gözlerinde ki derinliğe. O gözlerde  geçmişten o güne kadar yaşanılan kocaman bir hayatın kader çizgisini okudu. Bir dokunuşun, bir damla gözyaşının yarattığı yürek izdihamını yaşıyordu adeta.  Mavi kadın usulca koydu başını uzun adamın dizine saçları sere serpe dağıtarak. Uzun adam elleriyle dokundu kıyamadan o saçlara ve zaman dursun arzusunu içinde tekrarlayarak. Ellerini çekmeden kokusunu dünyanın neresinde olursa olsun tanıdığı mavi kadınının saçlarını avuç içiyle geriye doğru şekil vererek gözlerinden gözlerini ayırmadan bir damla yaş da kendisi hediye etti kadınının sol yanağına. Uzun adam elleriyle silmek istediyse de o minik gözyaşını  mavi kadının gözlerinde ki “bırak orda kalsın sonsuza dek”   bakışını başıyla onaylayarak öylece bıraktı oracıkta.

Sessizlik bazen konuşarak anlatmak istediklerinden daha çok şeyi ifade eder. Birlikte geçirilen sürelere bakılmaksızın dilin saatlerce anlatamadığını gözler anında ifade eder. Gerçek sevgiyi yaşayanlar içinde zamanın azlığı çokluğu diye kavram yoktur. Bazen günlerce konuşularak anlatılmayan şey pazar yerindeki anlık bir bakışmayla anlatılır. Bazen kitaplar dolusu ifadeler bir “nasılsın” kadar anlam ifade etmez.  Yürekler ortak olmadıkça, hayaller bir olmadıkça ve gözyaşları karışmadıkça iki yürek bir bedende eriyemez. Bir beden olmayan yüreklerin ortak bir dili olamaz. İki yürek bir beden olduğunda ve hayaller tıpatıp örtüştüğünde dünyada iki kişinin bildiği bir dil oluşmuş olur. Bu dil sevgi ile  aşkın ve  iki yürekte  tek beden olanların dilidir. Bunun adı ne beden dilidir nede başka şey. Bunun adı “YÜREK DİLİDİR”. Ve her iki yürek bir yürek olamaz; her iki yürek olanda “YÜREK DİLİ’ ni ” bilemez. Yürek dilimi bilen mavi kadına uzun adamdan selam olsun…

 

Önceki makaleSessizliğin Rengi
Sonraki makaleSezai Karakoç ve Çayönü Kazıları
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas