Hasan Kaya yazdı…

Dağ gibi yükselen bir yalnızlığın altında sessiz bir çığlığın haykırışıdır mavi vurgun. Sessiz ve derinden ve iki kişilik albenisi olan sevdalı yüreklerin hasret kokan buluşamama çaresizliğidir. Yan yana durup anlaşılamamanın derin üzüntüsüdür. Konuşulanın anlaşılamadığı, duygu frekanslarının bir kalpten bir kalbe ulaşmakta sorun yaşadığı ve tarafların gerçeği değil kendine göre doğruları duymak istediği soru cevapların beton bir duvara çarptığındaki yankılamasıdır mavi vurgun. Eskinin gönüllerde/yüreklerde mazide kaldığı, hatıraların gönüllerde anlamını kazanmak için değil bir kıvılcıma bir yangına dahi bana mısın demediği kadar anlamsızlığını yaşattığı günlerin arefesinde olmaktır mavi vurgun. Sessiz çığlıkların mantıksız düşüncelere hizmet edildiği gecelerin sabahında beyinlerde yaratılan olumsuzlukların gerçeklik kabul edildiği, aklın devre dışı kaldığı rotasız bir gemidir mavi vurgun.

Gecenin orta vaktinde sokak lambalarının bile yanmadığı bir saatte uykusu tutmayan uzun adamın bir serseri kurşuna denk gelmeyi göze alıp sokakları adımladığı bir hikayenin ta kendisidir mavi vurgun. Pencere dibinde güneşin doğuşuna şahitlik edecek kadar oturup kül tabağına sardığı kaçak  tütünün izmaritleriyle dolduracak kadar uykusuz geceleri olan uzun adam ile mavi kadının hikayesidir mavi vurgun. Yalnızlığı bedeninin her hücresinde yaşayacak kadar hissetmenin derin üzüntüsünü mavi kadına değer diyecek kadar kendine kader edinmiş  bir baş kaldırıdır mavi vurgun. Yaşam felsefesinde insanları O ve diğerleri diyecek kadar iki kategoriye ayırabilecek kadar hayatı ona adamış ve ona geç kalınmış, adına kader denilen bu şansızlığı ömrünün sonuna kadar yaşayacağını bildiği halde “umut her şeyden muaf” diyecek kadarda onu her daim ilk günkü gibi bekleyen iyimser bir ruh halidir uzun adamın yaşam felsefesi.

Hayata anlam yükleme noktasında geleceğe dair umutların yaşama arzusunu içten içe dile getirmenin bile ayıp sayıldığı bu coğrafyada iyiyi, güzeli ve sevgiye dair olan her ne varsa uzun adam ile mavi kadında yaşam bulan gelecek hayalleri “Her şey çok güzel olacak” sözüyle can bulacaktır. Yarınlara dair umudun gerçekleşmesi adına  geçmişin kırılganlıklarından muaf tutulması gerekliliği ispatına ihtiyaç duyulmayacak kadar göz önündedir.

Geçmişe bağlı, geçmişte kalan geleceği göremez gerçekliğini bir kenara koymadan geleceğe bakmak ayakta pranga ile yol almakla eşdeğerdir. Bedenlerin yaşlanması durdurulamaz fakat ruhların genç kalması sağlanabilir fikri gelecek güzel günlerin temeli için bir çıkış noktası olarak değerlendirilebilir.

Hayat, bir köy evinin eşiğinde köklerini suya salmış heybetli  bir dut ağacının gölgesinde hafif esen rüzgara eşlik ederek ve salıncakta sallanarak, satırlarını gecenin 02:20’de kaleme aldığım ve mavi kadına atfettiğim bu kitabı mavi kadınla okumayı düşleyecek kadar güzel, geçmişin kritiğini kahkahalar atarak yapacak kadar değerli, bir sonbahar mevsiminin Kasım ayını kendine milat edecek kadar yürekli, kokusunu unutmayacak kadar bağlı, gözlerinde ki ışığı unutmayacak kadar kalpten seven, gözlerine bakıp dalınca orda mavi kadını yaşayacak kadar romantik, kalbinde sonsuza kadar taşıyacak kadar vefalı, ve sonsuza dek yıllar öncesinde söz verdiğim  “Her şey çok güzel olacak “ sözünü tutacak kadar erdemlidir….

Fotoğraf: Servet Üstün Akbaba

 

Önceki makaleBir Sözle Uçuverdi…
Sonraki makaleGerçekle hayal arasındaki ince çizgi…Masal…
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas