Feyzi Çelik yazdı.

Günün ilk ışıklarından önce insanın sevdiklerini düşünmesi, onları görebilmek umudunu taşıması ne kadar da güzel.

Uzak da olsak, hastalık da olsa yaşamın bütün dişlileri bize yaşamı örmeye devam ediyorlar. Hasretin umuda, umudun sabırla piştiği bu günlerin sonunca alacakaranlığın varlığı neyse en sıcak güneşli anların varlığı da öyle olacaktır.

Düşümüzde, düşüncemizde, duygumuzun heybesinde büyüyen sevginin, saygının, güvenin bizi yaşatacağı günlerin uzak olmadığını düşünüyorum.

Bahar da gelmiyor, gecikiyor, biriktiriyor, açığa çıkmak istiyor, hastalıkla cebelleşen ölüm duygusunu en yavaşlığında yaşayan canlıların telaşsızlığı var sanki. Güneş, göstermedi ışığını, ısısını saklıyor. Şavkının parlaklığını daha etkili olmasını istiyor. Yakıcılığıyla orman şahlansın istiyor.Fotoğraf açıklaması yok.

Yazmak çok zor, yaşamaktan bile zor. Hayatının romanının en tatlı anında kopup giden, yoğun yaşam odalarında nefessiz kalanları düşünüyorum. Uykuya daldırılanları, yaşamı tatil edenleri düşünüyorum. Onlar da bizi düşünüyor mu? İp incecik yaşam ipiyle ölümle dalga mı geçiriyorlar mı? Sevdikleri, seviştikleri var mı onların? Şimdilik makinaların sessiz gürültüsünden nefes üretip sevgi kollarını uzatıyorlar.

Nedensiz değil elbette, bir arkadaşımı hatırlıyorum. Bir yıl oldu ya da olmadı. Özlemleri onu yaşama tutundurdu. Bir an durdu, zaman saman alevi gibi önünü aydınlattı. Ayağa kaldırdı, nefesinden alevler üretti ve yaşadı. Resimlere nakşolmuş anılar yaşam için kalıcı oldu. Öyle anlara benziyor bu günler. Yaşam örülüyor, ellerinde. Her işleyen düğüm neler getiriyor?

Hep yaşıyoruz, yazımızda, çizimimizde, uykumuzda, rüyamızda. Bir hoşluk da oluyor bu dolu dolu anlarda.

Maskesizlik hali budur aslında. Çıplak gerçeğinde, gerçeğimiz hayalimizin suyu ile canlanıyor. Havası ile büyüyor. Ölümsüzlük iksiri sanki bu. Maske ile dolaşsa da çıplak ve o kadar gerçekçi.

Şimdi uykularda insanlar. Eriyen karların suyunun sesi kulaklarında çınlıyor. Kapalı gözlerinin gerisinde Ağrı dağını görüyorlar belki de. O kadar büyük ve yüksek ki, gözlerindeki pınarlarından çıkan bir yaşın içine girebiliyor, saklayabiliyor kendisini.Fotoğraf açıklaması yok.

Düşleri büyük, hayalleri daha da büyük.
Sesimizde bir hangeme var, gecenin uykusuna beş kala bu sesler uyutmaya çağırır, usulca dalarız uykuya, teçhizatı ile dipsiz kuyuda suya inme umudunu canlandırır. Suyun buğusu gözlerimizden, bütün organlarımıza yayılır. Aşk müjdecisi kuğunun sesi geliyor açık pencereden. Yaşam, ölüme galip gelecek, umutla, sabırla…

Önceki makaleİnsanın kaderi karakterindedir.
Sonraki makaleBir Gizem Abidesi: Göbekli Tepe
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır.