Hüseyin Turan yazdı…

 

Bir ağaç ve doğa görseli olabilir
Foto: İmkan Nacitarhan

Mevsimler içinde beni en çok cezbeden sonbahardır. Neden böyle, bilmiyorum. Sonbaharın çekiciliği, bulunduğumuz coğrafyanın cehennemi(!) sıcaklığından kurtuluşun ilk kapısı oluşundan da kaynaklanabilir, doğa ana henüz uykuya dalmamışken ve biz, sıcaklığın uykusundan uyanmamışken, son bir rüyayı bize göstermesinden de…

Sonbahar, kimisine göre şiir okumak-yazmak için bulunmaz fırsatlar sunan yeryüzü sofrasıdır. Bu mevsimde şairler ve şair olma yolunda ilerleyen duygusal insanlar, hislerini kalem yardımıyla kâğıda dökerler. Şiirler yazılır, bestelenir. stranlara dönüşür, kimileri de soluk benizli parşömen sayfalarda kaybolup gider.

Hüznün Başkenti’ diyen de var sonbahara, GüzHazan ve Bağ bozumu diyen de. Yaz ile Kış mevsimleri arasındaki mevsimdir, sonbahar…  Kuzey yarım kürede Eylül, Ekim ve Kasım; güney yarım kürede ise, Mart, Nisan ve Mayıs aylarına denk gelir.

Bir ağaç ve doğa görseli olabilir
Fotoğraf: İmkan Nacitarhan

Gündüzler kısalır, geceler uzar. Güneş, erken batar. Daha az ısı ve ışık verir. Serin, yağmurlu ve rüzgârlı günlerin sayısı artar. Kış mevsiminin habercisidir, sonbahar.

Ağaçların yapraklarının sararmaya ve dökülmeye başladığı, etrafta bulunan çimenlerin kurumaya başladığı, doğanın bir bütün olarak uyumaya hazırlandığı bir mevsimdir.

Sonbaharda bir telaş kaplar insanlar dâhil, bütün canlıları. Zorlu kış aylarının çetin koşullarında yaşama tutunmak ve hayatta kalmak için gerekli olan yiyecekleri hazırlama ve depolama telaşıdır, canlıları tatlı telaşa sürükleyip hareketlendiren.

Karınca, yuvasına bir yem daha taşımanın telaşındadır. Sincap, düşen yaprakların altında kalan ceviz veya palamutun peşinde koşuşturmacada. Ayı biraz daha fazla palazlanmanın ve yağ bağlamanın derdinde. Yılan fazladan bir kemirgen yutmanın…

Yırtıcı ve/veya göçmen kuşlar göç hazırlıklarını bitirmiş, son defa gagalarını yere uzatıp yem aramakta, bu arada da saygılarını sunmaktalar, bulundukları havzaya. Kışı geçirecekleri güney yarım küreye doğru uçacaklar, ilkbaharın gelişiyle beraber tekrar buraya dönecekler. Bu yolculuk sırasında kimisi yorgunluktan, kimisi susuzluktan kimisi de avcı-toplayıcı insanın açgözlülüğünden, hayata veda edecek ve bir daha dönemeyecek bu havzaya…

Foto: Ece Tuta

Bütün etçil/otçul kuşlar bölük – bölük, göç halinde. Umutların tükenişi gibi, ufukta yitip gitmekte, kaybolmaktalar. Sonbaharın hüznü, kanatlarının rüzgârı yarıp geçmesi gibi yürekleri yarmakta, derin izler bırakmakta.

İnsanların, kışa hazırlık yapmaları ne zaman başladı, kim başlattı bilinmez. Arkeolojik kazılar da bu konuda yeterince bilgi vermemekte. Her kazı sonrası tarihin yeniden şekillenmesi de bir ipucu vermemekte…

İnsanların kışa hazırlık telaşı, aslında İlkbaharda, Peyniri salamuraya yatırmakla başlar, yoğurt kurutularak (çortan/çökelek hazırlanır) coğrafyamızda. Hemen sonrasında, Kasım ayında kesilip kavurma yapılacak hayvanın belirlenip seçilmesi ve özel olarak beslenmesine başlanır.

Ağustos ayında buğday kaynatılmış, sokularda dövülmüş, bulgurluk, köftelik, çiğköftelik vb. şekilde değirmende kırdırılmış, şehriye çektirilmiş, çuval çuval unlar mahzene konulmuştur.

Sonbaharın başlangıcıyla birlikte, sebze meyveler kurutulur, domates ve biberden salçalar hazırlanır, biberler kurutulup kışlık biberler (isot) hazırlanır, üzümler toplanıp ezilir, pekmez, sucuk, kesme ve pestil yapılır.

Çocuklara kışlık elbiseler özenle seçilerek alınır, alınırken de bütün kışı bu elbiselerle geçireceği hesaplanır. Hatta mümkünse seneye kışın da giymesinin hesabı yapılır.Sonbahar ile ilgili söylenmiş güzel sözler – starfikir

Evlerde temizlik telaşı başlamıştır. Yataklar açılır; döşekler, yorganlar ve yastıklar dökülür. Yünler ve pamuklar havalandırılır. Yatak ve yastık yüzleri yıkanır. Havalandırılan yün ve pamuk dövülerek kabartılır ve yeniden doldurulur döşeklere, yorganlara ve yastıklara. Bir yandan çatılar aktarılır, saçaklar ve oluklar tamir ettirilir,  boya-badana yapılır, toprak damlı evlere sıva yapılır. Kışlık elbiseler dolaplardan çıkartılır, yazlık elbiseler yıkanıp ütülenir, seneye giyilmek üzere kaldırılır.

Sonbahar, mevsimler içinde en gerçekçi mevsimdir. Geldiğini, geleceğini haber veren, insana ileriye dönük hazırlanması için zaman tanıyan tek mevsimdir. Bunaltıcı yaz akşamlarından sonra, hafif esen rüzgâr eşliğinde içtiğin çayın tadına varabildiğin, sabahları terlememiş olarak uyanabildiğin, günde iki-üç defa duş alıp ter kokusunu atmaya çalışmadığın, yaptığın her işten zevk aldığın tek mevsimdir.

Hüznün başkentidir sonbahar, kimisine göre. Yazın bulduğu aşkın yitip gitmesidir. Sevda yüklü bulutların ardından bakıp durmaktır, özlemektir, hasrettir. Yitirdiği/beklediği sevdiğinin izini; sokak sokak, kapı kapı bakmak, uçan her kuşun kanadında, döşenmiş her taşın altında, esen rüzgârda, düşen her yaprakta siluetini aramaktır. Kulağına çalınan her nağmede sesini duyumsamak, bakan her gözde sevdiğinin gözlerini görmektir. Gelmeyeceğini bildiği halde, cumbada oturup, yatırıp gözlerini uzağa, kafasını tırabzana dayayıp beklemektir uzaktan gelecek olanı.Veronya Sonbahar Yaprakları Desenli Dijital Baskı Kaymaz Fiyatı

En güzel yolculukların yapıldığı mevsimdir sonbahar. Araba camlarını fütursuzca açabildiğin, yaz güneşinden kamaşan gözlerinin rahatça etrafı izleyebildiği, esen rüzgârın serinlettiği ortamdan zevk aldığın, gerçek dostlukların tadına vardığın…

Bu mevsimde en güzel resimleri çeker fotoğrafçılar, günün her saatinde hem de…

Mevsimsel geçişlerin görüldüğü, pigmentlerin net bir şekilde renk değiştirdiği ve değişimin çıplak gözle, ağaç yapraklarında görülebildiği bu mevsimde, yapraklar; cinsine göre önce sarıya/kırmızıya dönüşmeye başlar. Ardından gri bir ton hâkim olur yaprağa. Kahverenginden sonra siyaha dönüşür yapraklar. Bu dönüşümü kısmen, daha dala tutulu haldeyken yaşasa da yaprak, rüzgârın cazibesine kaptırır kendini. Özgürce uçma isteğine o da dayanamaz ve bırakıverir kendisini, kendini var eden ağacı ve tutunduğu dalı. Rüzgârın kollarına bırakmıştır kendini, iradesiyle beraber. Rüzgâr nereye isterse, o tarafa yönelir. Ahenkli bir dans eşliğinde, rüzgârın kollarında, bir yandan vals, bir yandan ça-ça oynar durur. Bazen salsa yapsa da bale, en çok tercih ettiği tarzdır.Sonbahar Ekinoksu'nda neler yapılır? | Yaşam

Süzüle süzüle inerken toprağın koynuna, rüzgârın kollarına sıkı sıkıya da tutunur. Ne rüzgâr bırakmak ister onu, ne de o rüzgârı. Bu yüzden hırpalanır, yerden yere çalınır, yine de bırakmaz kenetlenmiş ellerini. Yara bere içinde, kırılmış bir yürekle bırakır rüzgârın kollarını, gözleri yaşlarla dolu… Toprak, açmış kollarını, sabırlı ve sevgiyle bekler yaprağı. İncitmeden, usulca alır koynuna yaprağı. Sarıp sarmalar şefkatli kollarıyla. Yaprak, yolculuğu sona erdirmek için toprağın koynuna girdikten sonra, kahverengi, gri ve siyah tonlarla bezenir ve toprakla birleşir, yeni yaşamlara merhaba demek, onlara yardımcı olmak ve yeniden görsel bir şölene hazırlanmak için…

Bazen, bu mevsimsel geçiş esnasında yaşanan görsel şöleni hazırlayan pigmentlerin renk değişimini göremez insan. Yazdan kışa evriliverir zaman. Yaz mevsimi uzun sürer, sonbahar bir türlü hissettirmez kendini. Yapraklar, daldan ayrılamaz bir türlü. Dans, yarım kalır veya bir heves…

Parklarda ve kaldırım kenarlarında biriken yaprakları toplar çöpçüler. Biten aşklarla beraber, yapraklara yazılan mevsimlik şiirleri de… Pişman olup dönenlerin dilinde; Erkin Koray’ın “kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüşler” şarkısı…

Başka hiçbir mevsimde bu durumu göremezsiniz…

İlkbaharda tomurcukların fışkırıp, dallanıp budaklandığı, yaprakların açtığı ve çiçeklerin meyveye dönüştüğü koca bir yaz mevsimi geride kalmış, sonbahar gelmiş, meyveler olgunlaşmış ve yenmeye hazır hale gelmiştir. Bütün kışlık meyveler, toplanmaya hazır hale gelmiştir.Sonbahar ve Hüzün | | KASTAMONUR.COM

Nar bahçelerinde, nazikçe toplanan narlar, birbirini ezmesin diye çok fazla üst üste konulmadan eve taşınır. Daldan kopartılırken çubuğu biraz uzun bırakılmıştır. Bu çubuklarla tavana asılırlar ve bütün bir kış boyunca tüketilmeyi beklerler

Bağlarda hızlı bir koşuşturmaca, bir telaş vardır, sonbaharda. Bağbozumu denmesinin nedeni de biraz bundandır, sonbahara… Ailenin tamamı, yakın akrabalardan birkaç kişi daha, bağlara gidilir sabah erkenden. Usul usul tiyeklerden(**), kesilerek toplanır salkım salkım üzümler. Önce kasalara/sandıklara doldurulur, sandıklar arabaya konulur, üzümlerin ezileceği yere götürülür. Arabadan indirilen sandıkların içindeki üzümler. Torbaya konulur burada üzümler. Ayakla basmaya başlar ağır olanı veya bileni, ailenin. Torbanın her yanından üzüm suyu (şire) fışkırmaya/dökülmeye başlar. Genelde Taştan oyma küçük havuzlarda yapılırdı bu işlem. Oluğun önüne birkaç beyaz taş konulurdu. Üzüm suyu, bu taşları yalaya yalaya ilerler, içindeki tortuyu, köpük yapacak maddeyi etkisiz hale getiren kıvamı aldıktan sonra kovalara dolar.Hüzün Mevsimi Sonbahar | Web Hayat

Kovalarla kaynayacağı kazanlara doğru bir serüvene başlar. Ateşin üzerinde yavaş yavaş ısınıp kaynamaya başlar. Bir yandan karıştırılır, bir yandan da ateşin harlanması için kazanın altına odunlar atılır. İyice kaynayan şire, dinlenmeye bırakılır. İyice dinlenen ve soğuyan şire, pekmez ya da pestil /kesme/sucuk yapılmak için yeniden kazanlara alınır ve kaynatılır. Pekmez yapıldıktan sonra yeniden soğumaya bırakılır, saklama kaplarına genellikle tenekelere konularak eve taşınır.

Bir kısmı da içine un konularak iyice karıştırılıp kaynatıldıktan sonra, bulamaç haline getirilir,  pestil yapılmak için hazırlanan bezlerin üzerine bir sürahi ya da büyük bir kepçe yardımıyla serilerek dökülür. Yan yana dizilen bezler, kurumaya bırakılır. Kuruyan bezlerin, ters yüzü nemlendirilerek pestiller sökülür, güzelce katlanır ve kilere konulmak üzere evin yolunu tutar.

İplere inci gibi dizilen ceviz ve incirler, hazırlanan bulamaca batırılır ve çıkarılıp süzüldükten sonra kurusun diye daha önceden hazırlanan iskeleye asılırlar. Kesme yapılmak için kaplara, göz kararıyla beş veya yedi santim kalınlığında olacak şekilde boşaltılan bulamaç, kurutulmaya bırakılır. Kuruyan bulamaç kareler biçiminde kesilerek birbirinden ayrılır, un’a bastırılıp üst üste konulur ve evin yolunu tutar.Bağ bozumu nedir? Bağbozumu ne demek? Bağbozumu TDK anlamı - Haberler

Sonbaharın sevda yüklü olduğu, hazan mevsimi olduğu söylense de aslında en güzel aşk şarkısı olduğunu söylemeye gerek var mı?

Doğa, tabiat ve bütün canlılar, bitmekte olan yılın yorgunluğunu bir yana bırakmaya hazırlanırken, gelecek yıla hazırlanmak için dinlenmeye geçerler. Kış uykusuna yatar yavaş yavaş börtü böcekler, kemirgenler ve sürüngenler. Bu mevsimde yağ biriktirmeye başlar hayvanlar, özellikle de ayılar.

Nisan ayında kavurma yapılmak için belirlenip seçilen ve özel olarak beslenen hayvan da kesime hazırdır artık. Kışın, sofralara ayrı bir lezzet katacak, bazen ekmek arası yapılıp kestirmeden karın doyuracak, sabah kahvaltıda misafire ikram edilecek.

Her hayvandan kavurma olmaz. En lezzetli kavurma Tekke etinden yapılır. Koyun/koç etinden yapılan kavurmadan hayvanın sidik kokusu alma ihtimali var, dana ve tosun etinden de tezek… Bu nedenle büyüklerimiz yani por/rusıpilerimiz(*) kendini pislemeyen ve hep temiz yerde olmaya özen gösteren keçi/tekke etini tercih etmişlerdir.

Sonbaharın kendisi, bu seremoninin başrolünde oynar. Kâinatı kışa hazırlarken, aynı zamanda ilkbahar ve yazdan kalma kalıntıları yavaş yavaş ortadan kaldırır.Gercüş'te bağbozumu zamanı - Son Dakika Ekonomi

Sonbahar, tohumun toprakla buluştuğu, doğa için büyük bir aşkın başladığı mevsimdir. Geçmişte, kara sabanın toprağın bağrını, çizgiler halinde yan yana yardığı ve çiftçinin/köylünün tohumu serpiştirerek attığı ekim ayında, toprakla buluşan tohumların yağmuru beklemesidir.

Kasım ayında yağmur yağarsa, toprak bereket fışkıracaktır, önümüzdeki yıl bolluk olacaktır. Kasımda yağmur yağmazsa çetin ve kurak bir kış, sonrasında açlık…

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle zirai üretim, sanayi halini almış, geniş düzlükler sulanarak ürün elde ediliyor olsa da, mevsiminde yağan yağmurun yeşerttiği tohumların verdiği ürünün lezzeti bambaşka…

Sonbahar, kimisinde ilk defa baba olmanın heyecanını yaşatan bir mevsimken, kimisinin de babasını zamansız kaybetmenin, yürekte derin izler bırakan ıstırabı.Sonbaharın en güzel aşk rotaları

Çocuklarda daha bir anlam kazanır sonbahar. Okullar açılır, sınıflara doluşulur, okul yollarında, sıralarında taze aşklar filizlenir.

Tüketim çılgınlığının en çok yaşandığı mevsimdir sonbahar. Okul formaları alınır, mahallenin terzisinde daraltılır, paçalar yaptırılır. Kırtasiyeler en çok uğrak yeridir bu mevsimde. Yaz boyunca sinek avlayan kırtasiyeciler, başını kaşıyacak zaman bulamaz, bu mevsimde.  Rengârenk çantalar, kokulu kalemler, kareli-çizgili defterler, silgiler ve kalem tıraşlar (açacak) bu mevsimde alınır. Şimdilerde hazır uçlu kalemler tercih edildiği için kimse kurşun kalemin o eşsiz tadını alamıyor.Kadınların kış mevsiminde bağ bozumu mesaisi

Kalemi bir eline alacaksın, açacağı diğer eline. Nazikçe ikisini bir araya getireceksin, usulca kalemi açacağın ağzında döndüreceksin. Çelikten yapılma keskin dişiyle açacak, kalemi yavaş yavaş sıyıracak, üstündeki tahtayı sıyıracak ve kurşunu açığa çıkartacak, bu arada da sivriltecek. Kalemin yazmaya hazır hale gelecek. Açacakta biriken sıyrılmış tahtayı ya sıranın üstüne, ya kalemliğe ya da öğretmenden müsaade alıp kapının yanında bulunan çöp kovasına boşaltmak için yerinden kalkacaksın. İlk birkaç cümle yazılırken, yazı çok ince olacak sonra yavaş yavaş kalınlaşmaya başlayacak.

Kimi öğrenci, kaleme öylesine abanır, öylesine güç uygular ve kâğıda bastırır ki, kırılmaz sandığı uç, sessizliğin hâkim olduğu sınıfta çıkardığı sesle büyük bir gürültüye neden olur. Bütün öğrencilerin dikkati dağılmıştır o küçücük çıt sesinden. Sırtı sınıfa dönük, tahtaya yazı yazan öğretmen, geriye dönüp sesin geldiği yere doğru bir bakış fırlatır ki, nerede olursa olsun o bakış, yürek parçalar, korku salar insana. Koluyla sümüğünü ve salyasını silen çapaklı gözleriyle utangaç duran çocuk, oturduğu sırada adeta silinmiştir. Hiçbir şey olmamış gibi, dönüp yazmaya devam eden öğretmen, habersizdir bu yaşanandan…

Sokaklar kalabalıklarla dolup taşar sonbaharda. Yaz boyu sıcaktan bunalıp dışarı çıkmayan ya da iş için sağa-sola giden konu-komşu geri gelmiş, kapı önü sohbetleri başlamıştır kadınların. Funda hanım, elinde çocuğunun eli, başı önünde yürümektedir, yoldan gelip geçen pek çok kadın gibi…

Yavaş yavaş içimize kapanmaya başladığımız bu mevsimde, önümüzdeki yıl daha dinç, daha neşeli ve daha sağlıklı bir yaşama hazırlık süreci başlamıştır artık…

Hüseyin TURAN

04/11/2021

 

(*) Por/ru sıpilerimiz : ak yüzlü – ak saçlı büyükler

(**) Tiyek : Üzüm ağacı

 

Önceki makaleBakır tabakta kıymalı yumurta…
Sonraki makaleNeolitik Çağın Gizemli Tepeleri.
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas