Zülfü ALIMTERİN yazdı.

Bahardı.

Bahar, yine her bahar gibi kenti sarmıştı.

Bu kadim kentin kendine mahsus bir kokusu vardı.

Mevsim gibi kokuyordu.

Bal rengi nahit taşları, rengârenk çiçekleri sevgi ile kokardı.

Attarlardan, baharatçılardan yükselen nefis kokular hafif rüzgâr etkisiyle nahit taşların kokularıyla karışıyordu.

Hafif bir yağmur yağıyordu. Kent, özel kokusunu sürmüş bir kadın gibiydi, bu gece ayrı bir kokusu vardı.

Geceler, çoğunlukla sessiz ve olaysız geçerdi bu kentte

Ama bu gece sanki şehrin boğazına bir şeyler düğümlenmişti.

Hırıltılar.

Uğultular.

Çağıltılar.

Sıkıntılıydı kent

Gök gürültüsü köpek ulumalarına karışıyordu.

Duvarda eski bir saat. Saatin yorgun tiktakları camlara vuran yağmur damlalarının sesleriyle birleşince ahenkli bir tablo ortaya çıkıyordu.

Adam, pencereden yağan yağmur tanelerini sayar gibi bakıyordu. Buraya geleli tam üç ay beş gün olmuştu. Geriye bıraktıklarını düşünmeye başladı…

O gece, yola çıktıkları gece, yağmur yağıyordu yine, delicesine yağıyordu. Dünyanın tüm pisliğini temizlemeye niyetlenmiş gibi vuruyordu taneler toprağa.

Günlerce yağmıştı ama yine de temizleyememişti savaşın iğrenç kokusunu. Günlerce yürümüşlerdi, binlerce anıyı geride bırakarak…

Yaşadıkları köyden bu kente yürüyerek gelmişlerdi. Gecenin dördüydü, nasıl evden çıktıklarını, köyden nasıl çıktıklarını hatırlayamadı geriye kalanların çığlıkları dışında.

Göç, çığlıktır dedi adam kendi kendine. Göç çığlıktır.

Göç edenlerin sessizliği geride kalanların çığlıkları kadar açıdır.

Yine gecenin dördü, yine yağmur yağıyordu, gece keskin bir bıçak gibiydi.

Geceler hep böyle geçerdi. El ayak çekilince dururdu pencerenin önüne adam, sessiz çığlıklarını dinlerdi bu kentin karanlık sokakları.

Göç çığlıktır. Göç sessiz bir çığlıktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki makaleBir Zamanlar Hindistan da… I ve II
Sonraki makaleSardunyaların Kışı
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas