Servet Üstün Akbaba yazdı…

Okaliptüs ağaçlarının dalları dalgalanıyor  rüzgarda. Aşkla seviyorum doğanın akışını. Yarı aydınlatılmış sokağın  başında duruyor ceviz ağacı. Gölgesinde akşamın hüzünlü bakışları iç geçiriyor . Issızlığın ürperten sesini mırıldanıyor. Kendi yapraklarına öykü  anlatıyor, inceden veda havası seziliyor. Sarı  ışıklar bir iç çekişle dut ağacının saçlarını okşuyor

Eylül , kuşlar anılarını topladı gitti. Son demlerde , yavruları büyümüş , telaş seslerine sinmişti. Gitme vakti  ayinlerini yaptılar, son kez baktılar mekanlarının yüzüne. Yavrularını yitiren kuşlar hüzünle yeni yavrular yapacak uzaklıklara gittiler. Uzun uzun ötüyor Arap bülbülü, ürkek ürkek  etrafına bakınıyor. Ah! Sesi nasılda gizli düşmandır kendisine!

Gitmeyecekler kuşlar , keyifle tünemişler akasyanın tepesine. Üveyik kuşları   açık kahverengi kanatlarını gerip, birbirine kur yapıyorlar.Evrenin ortasında kendimi küçücük bir ateş böceği gibi hissediyorum . Karanlığı aydınlatacak  ateş canımı yakıyor. Işığım, gölgenin nefesinde kayboluyor Kendimi  koruyacaksözlerinin sımsıcak örtüsü  altına saklıyorum.Vakitsiz geliyorsun.

Gittiğimiz tepeleri izliyorum pencereden ; ölümden konuşuyor ağaçlar, yalnız kuşlar, haberler….Anıların soluk sayfasında  eskiz gibi duran soluk cümleler geliyor aklıma. Kırılgan bir akışla akıyor hayatın döngüsü. Bir yaprak düşüyor, bir kuş uçuyor, üşüyorum. Bir türkü yankılanıyor, gözlerini özlüyorum, sonra  gözlerim buğulanıyor. Yurdum gibi gözlerin. Kanatlarım yok, kuşlar gitti, uzun geceler gelecek. Düşleyecem.

Eylül sesleniyor içimize, yapraklarda boğuk bir ses. Hışırtılarda daha sert ses tonları. Doğa bir süreliğine renklerin soluk tonlarını bir elbise gibi tenine geçirecek sonra çıplak yalnızlığına kapanacak. Eylül çocuğuyum. Bütün hüzün tonlarını doğa kulağıma fısıldamış. Annem aya bakıp doğacağı çocuğu ışıklara, buğulanmış ayın gözlerine bakıp, kirpiklerindeki çığ damalarını ömrüme bağışlamış. Kuşlar toplayıp öykülerini gitmişler. Kuşlar gittikten sonra her şey yaşlanmış birden. Yer sarsılmış, ben korkudan annemin karnını tekmelemişim. Deprem yeryüzünün yüreğini kör hançeriyle bölmüş. Yeni mezarlar kazılmış uzak köylerde, bir ağıt yükselmiş bozkır tepelerde. Eylül gelmiş, yaprakların  sarı sıcak gözlerine ağlayarak bir ikindi vakti beni doğurmuş. Siyah saçlarım Opsidiyen taşı gibi parlayıp durmuş dedemin ellerinde.

Sonra her şey gitmiş, annem hüzünlü şarkılar söylemiş. Babam uzak bir yerdeymiş. Çok uzakta. Öyle uzakmış ki pencerelerimiz susmuş gökyüzüne. Eylül çocukları hep kalandır demiş dedem. Kucağına almış kulağıma ömrünü sayıklamış. Bende çok şey gitmiş gece ve gündüz arasında.

Son yaprak düştüğünde sesim kısılana kadar ağlamışım. Serçe kuşu gelip öyküler anlatmış bana. Saksağan kuşların sesinde irkilmiş içim. Kötü haber yankılanmış seslerinde, herkes duymuş. Yağmurlar başlamış, sac barakanın tenine değen damlalar önce beni susturmuş, sonra saatlerce uyutmuş. Ne zaman yağmurun akış sesini duysam susarım hala. Sonra gizli bir el gelir uyutur içimi. Ve içimden gidenler bilirim ki gelmeyecekler. Yapraklar düşecek, yağmurlar yağacak. Uğultulu rüzgarları dinleyeceğiz, gökyüzü solacak, değişen mevsimler iç dünyamıza avlu olacak; çekilmiş, soğuk ve yalnız. Her yerde bir veda havası olacak. Oğulları öldürülen anneler, sarılıp fotoğraflara caddelere yine çıkacak. Keskin bir acıyla çocuklarının kokularını anılarından kalma  son nefeslerine kadar içine çekip, özleyecekler. Soracaklar. Kemiklerini bulduklarında son nefeslerine kadar göğsünde taşıyacaklar.

Şimdi vakit Eylül. UzakÜlke’de kalan kuşların sesleriyle yüzüme dokunuyorsun. Hafif rüzgar esiyor mevsim sana dönüyor, Eylül kokuyor saçların.

 

Servet Üstün Akbaba

Önceki makaleOKUL AÇILDI AMA(!)
Sonraki makaleDünyanın en eski horoskopu ve yıllarca süren bilgisizliğim…
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas