Ece Tuta yazdı.
Bozulmuş bağlarımın hüzün vakti, yerlerini beton yığınlarına bırakmış, perçinsiz,tiyengsiz, bağbancısız rengarenk üzümlerin tadıyla yok olduğu bağların hüzün vakti.
Sabahın alaca vakti en serin saattinde yola çıkan insanların komşu bağlarda birbirine karışan sesleri at arabaları üstünde boş bekleyen tahta kasalar, senenin veriminin karşılığını almak için hazırdı. Güneşi karşılarken kasalar dolmaya başlamıştı bile, sıcak bastırmadan bitirmek gayretiyle birbiriyle yarışan komşular,tiyenklerin aralarına saklanmış altın sarısı şire üzümlerin kurtuluşu yoktu toplayandan,dolan kasalar, yaprakları üzümsüz, öksüz bırakarak at arabalarına yüklenip evin yolu tutulurdu.
Asıl hengame şimdi başlıyordu,legenler,kazanlar, yardıma gelen kızlar, kadınlar o ne güzel dayanışma,o ne sıcak komşuluktu, üzüm tadında.Bir açık hava görseli olabilir
Yıkanarak torbalara doldurulan üzümler şire taşında başka bir tada dönüşmek için ezilmeye hazırdı, kış gecelerinin anlatılan masallara eşlik eden yemişi bastık, kırma, kesme,sucuğu öyle kolay gelmiyordu tabaklara. Oluktan akan şire,kova kova kazana doldurulup ateşler yakılmıştır, erkekli kadınlı dönüşümlü karıştırma işi kıvamında atılmış toprak kaynadıkça etrafa yayılan bulamacın eşsiz kokusu. Damlarda komşu kadınlar ellerinde küçük tahta malalar, önlerinde geçen yıldan tertemiz yıkanıp muhafaza edilmiş çarşaflar üstlerine dökülecek lezzeti bekliyordu artık. Genç kızların kendini gösterme zamanı bir çırpıda aşağıdan yukarıya tahta merdivenden ustalık ve aceleyle çıkarılan kovalarda bulamaçlar çarşaflara göz kararı dökülür, hemen yayılan bulamaç çarşafı kaldırırken alttakine aynı işlemle biterdi damdaki hareket. Gecenin serinliği kurumuş çarşafların arkası ıslatılıp uçlarlardan sökülmeye başlanırdı pestil çarşafla bu yıl da vedalaşırdı, itinalı katlanmış pestiller küplere, sandıklara yerleştirilir,misafire,ev halkına kış gecelerine ikramlık hazırlamanın gönül rahatlığıyla,yorgunluklar unutulurdu…
Bozulmuş bağlarımın hüzün vakti, bağ bozumu B.T