Taş sokaktan yürüyüp, omuz omuza veren evlerden birine girmenizi isterim. Kocaman bir avlu karşılar sizi. Ortada güzel bir süs havuzu. Tam karşıda büyük bir asma ağacı. Bazalt taşından yapılmış güçlü duvarlar. Bu evde bir kış günü nasıl geçer? Duymak ister misiniz?

Soğuk kış sabahlarında daha güneş uyanmadan uyanır biri bu evde önce abdestini alır sonra namazını kılar. Ateş yakmakta ustadır. Odun sobasını yakar. Çaydanlığı koyar soba üstüne. Isıtır hem evi hem de yürekleri. Çayı da demler. Fırından getirdiği sıcak ekmeğin kokusuna uyanır herkes. Çay da demini almıştır.
Gerisi artık diğerlerinin görevidir. En zorunu yapmış çoktan. Yıl 1978 galiba hatırladığım kadarıyla. En çok çocuklarının okumasını isterdi. Kız ,erkek ayırımı yapmadan. Özellikle kızlarının okumasını da ister, etrafındaki zihniyete inat. İnandığını yapardı. O günün koşullarında kızları okutmak ayıp sayılırken o bunu takmazdı. Değişim ve gelişimden yanadır yaptıkları. Her gün evimiz için gazete alırdı. Radyo dinler bu evdekiler. Kahvaltı saatinde haberi, hava durumunu kaçırmaz. En çok yağmur haberlerin mutlu eder onu. Ellerinin bereketi oradan gelir. Sabahki radyo konuşmalarından
en çok şu reklamı sever küçük yaştaki kız çocuğu. “Bisküvi deyince onun adı gelir. Eti ,eti, eti” Siz de hatırladınız mı?
Herkesin sevdiği bir şey bulunur radyoda. Çocukların zihinsel gelişimi için radyo ve gazete önemli araçlar. Henüz evde televizyon yok. Her gün böyle başlanır evde hayat. Sonra okullu olanlar okuluna gider. Kaç baba böyle başlar güne. Herkese karşı cömert,
her şey boldur bu evde. Bolluk, bereket taşar.En çok kızdığı şey okula gitmemek. O yüzden kimse kırmaz onu. Devamsızlık yapılmaz. Veli toplantılarını kaçırmaz. Dinlediklerini anlatır bize. Hem o mutludur, hem de biz.

Büyümüştür, bisküvi reklamını seven küçük kız çocuğu. Öğretmen
olmuş on dokuz yaşında. Ataması Ordu’nun Akkuş ilçesinin Köhrez Köyüne yapılmış. Ordu adı hoş gelir kulaklara da Akkuş’u duyanlar dudağını ısırır. Anlayacağını anlamış genç öğretmen. Zorluklar O’nu beklemektedir. Öğretmenin kalabileceği bir yer yok bu köyde. Okul yapılmış ama lojman yok? Genç bir bayan öğretmen düşünülmemiş. Kızını yalnız bırakmaz O’nunla gider köye. Güvenliğini babasının kanatlarının altında bulmuş genç öğretmen. Babaya göre her koşulda çalışılmalı. Genç öğretmen de babasının kızıdır, aynı fikirdedir. Öğretmek ister tüm bildiklerini öğrencilerine. Öğrencileri
11-12 yaşlarında, kendisi 19 yaşında. Buralar altı ay kar altındadır. Toprak yüzü görünmez. Bembeyaz koşullarda çalışmak oldukça zor buralarda. Öğrenci olmak da zor. Bir gün her zamankinden daha çok kar yağar. Dışarıda çıt yok. Bu koşulda da okula gidilmelidir babama göre.

Gitmesini istemesem de gider okula. Ama nasıl? Henüz kimse daha yola ayak basmadan düşer okul yoluna. Öğretmenden önce gider okula. Okula kadar ayaklarını kara vura vura bir çeşit yol açmaya çalışır. Okula hiçbir çocuğun gitmediğini görür. Eve döner oldukça yorgun. O gün okula babamdan başka giden olmadı herhalde. Böyle bir okul aşkı vardı babamın. Kaygısı çocukların eğitimden yoksun kalmasıydı. Baba kız mutludur yine de hayatlarından. Bütün tehlike oklarını savurmaktadır varlığıyla hayatımda. 

 

Güler yüzlü, sakin ve sıcak bir liman benim için. Onun gibi bir babanın evladı olmaktan çok mutluyum. Onun kadar ben de sevdim okulları, her koşulda. Sevdiklerini yaşatmak benim için büyük mutluluk.

Evlatlarına gerçek baba olmuş babalar baş tacı edilmeli. Bir de zor zamanlarda insanlara kol kanat olmuş, babanız olmasa da size babalık yapmış adam gibi adamlar siz de baş tacı edilmelisiniz.

Bizim buralarda babaya apo derler. Biz babamıza apo deriz. Aramızda olmasan da hep yüreğimizdesin. Canım apom. Rahat uyu. 13 yıl oldu. Hasretin her zaman büyük.

Özlemle anıyorum.

Sultan Aygün Çelik

Önceki makaleSon Mohikan
Sonraki makaleEski bir fotoğraf
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas