Nigar Ademyılmaz. yazdı.

Bu da Konya Tuzlukçu Kundullu Köyünden. Konya’da ikinci yılımda çalıştığım okulda bi öğretmenle takıştık. Sinir bozucu bir tip. Uzun hikaye onu da yazarım bir ara. Gittim Milli Eğitime beni bu köyden sürer misiniz ne edersiniz bilmem bu öğretmenle fena kapışacak dedim. Milli Eğitim Müdürü. Bı köy var istersen oranın öğretmeni yer değiştirmek istiyor. O köye gidiş geliş zor. Köyde kalacan, ister misin? Dedim isterim. Şaşırdı iyi dedi. Yerimizi değiştirdi. Gittim köyden ev tuttum. Ev eşyalı. U şeklinde bı yapı düşünün oda oda bir avlu oluşturmuş. Tam ortada bi gôz oda ev. Sobası. Bı yatağı halısı üç, beş kap kacak. Akşehir’de evim duracak. Burası ikinci ev. Diğer odaların hepsi ahir ama çoğu boş. Tuvalet bütün o ahırları geçip biraz daha gidecen orda. Yani bayağı bir yol. Etrafta en yakın ev de 5 dakika mesafede. Gittim kaldım. Hafta sonu Akşehir’ e gidiyorum. Pazartesi diğer köyün servisi var. Onla geliyorum. Bir bir buçuk kilometre yol yürüyüp okula geliyorum. Tabi yine kış yine kar. Minibüstekiler bazen diyor Nigar Hoca bu yolda çok kurt olur. Sen boş değilsin zaar. He diyorum değilim. Bi çakı bile yok yanımda. Her zamanki cahil cesaretim tabii. Öldüm ôldüm kaldım kaldım modu. Bu köyde 3 ay kaldım. Sonra takıştigim öğretmen askere gitti. Milli eğitim müdürü beni tekrar eski köyüme verdi. Oradan servis var. Her gün evime gidebiliyorum. Milli Eğitim müdürü Türk Eğitim Sen başkanlığı da yapmış ülkücü biri. Ben Diyarbakır’dan sürgün onlara göre terörist. Yine de bana çok iyiliği oldu niye bilmem. Konya’ya geldiğimden beri hiç sürgün havasına girmedim. İlk sene her hafta sonu Diyarbakır’a 15 saatlik yolu gittim geldim. Urfa Birecik dinlenme tesislerindeki adam beni tanıdı artık. Bi gün dedi hoca sen Antep’te ôğretmensin her hafta Urfa’ya mı gidiyorsun? Dedim yok ben Konya’ da öğretmenim Diyarbakır’a gidip geliyorum. Adam şok oldu. Bana kurt selamı verdiklerinde de, beni merdivenden yuvarlamayı olamadıklarını duyduğumda da , Müfettiş beni linç ettirmeye kalktığında da sürgünde olduğumu hissetmedim. Bu kaldığım köyde bir sabah uyanıp okula giderken yolda küçük çocukları gördüm. Sevinçle yaklaştım. Onlarla şakalaşacam. Ben köylerde hep çocuklarla tek tük bildiğim kırık Kürtçem ile konuşurum. Onlar da bana güler. Dili bilmediğim belli olduğu için. Tam yaklaştım Kürtçe ” Çavani Kıro” diyecem dank etti. Bunlar Kürt değil. Ben o an anladım ben sürgündeyim. Bu köy çocukları Kürt değil. Konuştuğumda o espiriyi yakalayamayacağım. Gözlerim doldu. Gülümsedim selam dedim. Selam dediler. Boğazım düğümlendi. Konuşamadım. Ben kendi ana dilini ve baba dilini bile bilmeyen ben. Anadil yüzünden iki halk tarafından da linç edilen ben. Sürgünü dille hissettim..

Önceki makaleAkdamar Adası.
Sonraki makaleİSTANBULUN AFRİKALILARI
LÜTFEN OKUYUN. 3.göz bir kolektif dayanışma platformudur. Patronu olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen ve düşünsel içeriklere yer veren bir sitedir. Alıntılarda isim ve adres belirtir ve sitenin özgün içeriklerini kullananlardan da aynı duyarlılığı bekler. Edebi bir dil ve objektif bir yaklaşım ve özgün bir düşünceyi esas alır. Sıra dışı olmayı hedefler. İçeriklerden her yazar kendisi sorumludur. Site basın yayın etik kurallarına, insan hak ve özgürlüklerini belirleyen sözleşmelere uyar, uymayı temel alır. Şeyhmus Çakırtaş Genel Yayın Yönetmeni Twiter : @seyhmuscakirtas